Ne demek? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ne demek? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2011 Cuma

30 yaşında bir bekar olmak ne demek?


* Saçınızda sakalınızda belirmeye başlayan beyaz telleri görmezden gelmek, Metin Akpınar'ın "Kedidir kedi..." dediği gibi inatla "Sarıdır o, sarı!" demek.


* Facebook veya benzeri sitelerde bir hesabınız varsa arkadaş listenizdeki yaşıtlarınızın profil fotoğraflarının yarısının gelin-damat fotoğrafı yarısının da çocuklarının fotoğrafları olması demek. Bu arada sizin fotoğrafınız en sade haliyle, tek başına ve yalnız bir biçimde takılmaktadır kendine ait alanında.

* "Ne zaman evleneceksin?" sorusunun tıpkı "Günaydın" ya da "Merhaba" gibi günlük hayatınızın sıradan konuşmalarından birine dönüşmesi demek. Sorulmadığı zaman bir eksiklik duyulması, gariplik hissedilmesi, sorulmasının istenmesi, sorulduğunda ise "Sana ne lan!" diyebilmek demek.

* Aile toplantılarında ailenin yaşlıları tarafından köşeye sıkıştırılmak, evlilik üzerine uzun vaazlar dinlemek demek. Vaazların bir işe yaramadığını anladıklarındaysa evin içinde köşe bucak kovalanmak demek. "Evleneceksin dedim!"

* Arkadaş toplantılarında yaşıtlarınızın çocuklarının yanınıza gelip size amca / teyze diye hitap ederek başınızdan aşağı kaynar sular boşanması demek. Elinizde lolipopla peşlerinden koşup "Amca değil evladım! Abi, abi!" diyerek onları kandırmaya çalışmak demek.

26 Şubat 2009 Perşembe

Bir kardeşinizin olması ne demek?


Bir kardeşinizin olması ne demek?

* En sevdiğiniz kahve fincanını hiç kullanamamak demek. Çünkü ne zaman mutfağa gitseniz fincanınız ya kirliler arasındadır ya da nazire yapılırmışçasına mutfak masasının ortasında kullanılmış bir vaziyette durmaktadır.

* En sevdiğiniz kıyafetlerinizin siz daha giymeden yıkanmaktan eskimesi demek. Çünkü sizin özel günler için özenle sakladığınız o canım giysilerle kardeşiniz sizden habersiz her çeşit arkadaş toplantısına katılmakta hatta geceleri üst baş değiştirmeden yatıldığı için pijama niyetine kullanılmakta.

* Parfüm, jöle vs. gibi malzemelerinizin siz kullanamadan bitmesi demek.

* Yeni aldığınız bir filmin, kitabın, oyunun vs. sizden önce hatmedilip, sonra da tam siz başındayken, en heyecanlı yerinin gelip size anlatılması ve tüm hevesinizin kursağınızda bırakılması demek.

* Akşamları yorgun argın eve geldiğinizde ya da bilgisayarda önemli bir işiniz olduğunda, bilgisayar karşısında sürekli onu bulmak demek. 1 dakikalık işinizi halledebilmek için 1 saat çene dökmek demek.

* İş yerinde, tüm ciddiyetinizle iş arkadaşlarınızla konuşurken birden odaya dalıp, ensenize patlatıp "naber lan dallama?" diyerek tüm karizmanızı yerle bir etmesi demek (bizzat yaşanmıştır).

* Çoraplarınızı ve iç çamaşırlarınızı koyduğunuz çekmecenin en son bıraktığınızda dolu olmasına rağmen ikinci uğradığınızda tam takır boş olması demek.

* Yağmurlu bir günde evden çıkmadan önce fellik fellik şemsiyenizi aramak ama bulamamak demek. Akşam eve geldiğinizde ise kardeşiniz tarafından bir güzel kullanılıp bir köşeye atılmış bulmak demek. Hatta daha kötüsü o yağmurlu günde şemsiyenizin, kardeşiniz tarafından bir yerlerde unutulduğunu haftalar sonra duymak demek.

* En sevdiğiniz müzik CD'sinin yada kasetinin sizden habersiz alınıp bir daha haber alınamaması demek.

* Size ait herhangi bir eşyanın, sizden habersiz kardeşinizin bir arkadaşına ödünç verilmesi demek. Siz yokluğunu farkedene kadar bundan bahsetmemesi, ödünç verdiğini unutması demek. Ödünç verdiği kişiyi de unutarak o eşyayla aranızdaki bağı kopararak olaya son noktayı koyması demek.

* Uzun uğraşlar, hatta saatler, hatta günler vererek ve severek oynadığınız bir bilgisayar oyununda, tam bitirmeye yaklaştığınız günlerde kendi oyununu yanlışlıkla sizinkinin üzerine kaydetmesi ve oyununuzun bir anda yok olması demek. Bilgisayarın başına geçip de hevesle açtığınızda kayıtlı oyununuzun yerinde yeller esmesi demek.

* Onca para verip gözünüz gibi baktığınız cep telefonunuzun ya da fotoğraf makinanızın gözünüzün önünde çaaat! diye düşürülmesi demek.

* Ama ne olursa olsun can demek...

20 Ekim 2008