Kısa hikayelerim ile trajikomik anılarımın buluşma ve kendi aralarında kaynatma noktası...
3 Kasım 2020 Salı
Yeni Çeviri: Ejderha Yolu (Hançer ve Sikke 1)
22 Ekim 2020 Perşembe
Küçük Mavi Kıyamet
1 Ekim 2020 Perşembe
Sen bilmezsin, ben bilirim!
* Anektot değil, hikâyecik! - "Kitaptaki bütün hikâyecikler en az iki kişi tarafından doğrulandı."
* Konsept değil, kavram! - "Sanatçılar kavram çizimlerini hazırlamaya başladı."
* Logo değil, ayırmaç! - "Böylece markalarını tanıtacak, güzel bir ayırmaç tasarlamayı başardı."
* Efekt değil, sesleme! - "Görsel sesleme ekibi işe koyuldu."
* Nüans değil, çalar! - "Sıra ince çalarları ayarlamaya geldi."
* Klip değil, görümsetme! - "Bir dizi kısa görümsetmeyle kahramanlarını tanıttılar."
2 Eylül 2020 Çarşamba
Dön baba dönelim...
Dün kuşandım maskemi, taktım lastik eldivenlerimi, atladım arabaya ve soluğu hastanede aldım. Aldım almasına da doktorun istediği raporları nereden edinebileceğim hakkımda hiçbir fikrim yok. Doğal olarak danışmanın yolunu tuttum ben de. Masanın arkasında bakımlı bir kadın oturuyordu. Dedim, "Merhaba, epikriz raporunu nereden alıyoruz acaba?" Kadın dönüp bana şöyle bir baktı, "Bilmiyorum, danışmaya sorun," dedi sonra da, kafasını çevirip. "Ee, danışma siz değil misiniz?" diye sordum. "Hayır," dedi, "ben başka departmanda çalışıyorum, bir arkadaşı ziyarete geldim sadece." Hah dedim, düştük yine bir devlet dairesine, gene başlıyoruz...
Bir süre bekledikten sonra gerçek danışma memuresi köşeyi döndü, kendisini bekleyen arkadaşını görünce tiz bir sevinç çığlığı attı, koşarak masaya yaklaştı ve hararetle laflamaya başladılar. Ben de yüzümde sahte bir tebessümle sakince fark edilmeyi bekledim bir köşede. Sonunda (!) danışma memuru beni görüp ne istediğimi sordu. "Epikriz raporunu nereden alabilirim?" diye sordum tekrar. "Ay, bilmiyorum ki! Bugün işte ilk günüm. Durun birine sorayım," deyip gitti kadın. Orada öylece kalakaldım tabii. Dedim hadi neyse, ilk günüymüş, olur böyle şeyler...
Beş dakika kadar sonra geri dönüp, "Başhekimlikten alınıyormuş," dedi danışma memuru. Sonra da ilk konuştuğum, danışma olmayan ama danışmada oturan kadına dönüp, "Sen başhekimlikte çalışmıyor muydun canım?" diye sordu. Öteki kadın da, "Evet. Gelin, ben size göstereyim yerini," deyip düştü önüme. "Ulan madem senin çalıştığın yerden alınıyor, niye en başta söylemedin be kadın?!" diyemedim tabii... Onun yerine kulaklarımdan hafif buhar bulutları püskürterek takip ettim onu.
Başhekimlik bölümüne girmemizle bana yol gösteren kadının sevinç çığlıkları eşliğinde oradaki başka bir danışma memurunun yanına koşması bir oldu. Gene laflamalar, gülüşmeler ve yüzünde sahte bir tebessümle bekleyen bir ben... Bir müddet sonra artık dayanamayıp gürültüyle genzimi temizledim, ikisi de dönüp bana baktı. "Epikriz..." dedim krize girmeme ramak kala. "Bir alt katta. Arşivden alacaksınız," dediler, sohbetlerine geri dönmeden önce. Arşiv... Peki...
Merdivenlerden alt kata inip Arşiv'i buldum. Siz deyin Resident Evil, ben diyeyim Fahrenheit: Indigo Prophecy oyunundan fırlamış gibi bir yer çıktı karşıma. Bir sürü kocaman dolap, yanlarında vanalar... Vanaları çeviriyorsunuz, dolaplar sağa sola kayarak yer açıyor falan. Neyse, orada da hatırı sayılır bir süre bekledikten sonra bir memur çıkıp ne istediğimi sordu. "Epikriz raporu alacaktım," dedim.
"Rapor size mi ait?" diye sordu.
"Hayır, annemin," dedim.
"O zaman veremeyiz, hastanın kendi gelmesi lazım," dedi adam.
"İyi de hastam yürüyemiyor. O yüzden buradayım. Doktorlar muayene edebilmek için raporları görmeleri gerektiğini söyledi."
"O zaman hastanızı bir notere götürüp vekaletname almanız lazım."
"Yahu hastam notere gidebilecek olsa buraya getiririm zaten!"
Ama yok... Adam Nuh dedi, peygamber demedi. "Peki, bunun başka bir yolu yok mu? Nasıl alabilirim bu raporu?" diye sordum sonunda, teslim olup. Verdiği cevap evlere şenlikti.
"Danışmaya sorun."
Peki, danışmaya geri döndüğümde masasında kim yoktu bilin bakalım? Tabii ki danışma memuru! Neyse, sonunda epikriz raporunu kriz geçirmeden almayı bir şekilde başardım. Sevincimi kursağımda bırakan şeyse MR çekimlerini almak için önümde beni yeni bir prosedürler yumağının beklemesiydi. Canın çıksın bürokrasinin ateşten çemberi...
14 Ağustos 2020 Cuma
Arabayı al, kolaylık olur
9 Ağustos 2020 Pazar
Pardon!
16 Temmuz 2020 Perşembe
Ev Sahiplerinin Lisanı hakkında
“hoş geldiniz kaptan/hoş geldiniz kaptan,” dedi İspanyol Dansçı. “lütfen bizimle gelin/lütfen bizimle gelin.”
14 Temmuz 2020 Salı
Kolay Gelsin!
12 Temmuz 2020 Pazar
Nenning???
“Ona ne diyorlar biliyor musunuz? Uyuşturucu-tanrı.”
Kısa bir sessizliğin ardından, “Bu bir lakap (kenning),” dedim dikkatle.
“Hayır,” dedi Bren. O birleşik mecaz için söylenen eski terimi kimlerin bildiğini tartmak için odaya göz gezdirdi. “Bu kemik evi gibi değil, Avice.” Göğsünü, kendi kemik evini yumrukluyordu. “Daha basit. Yalnızca gerçek.”
“Ona ne dediklerini biliyor musunuz? Uyuşturucu-tanrı.”
Kısa bir sessizliğin ardından, “Bu bir dolaylama,” dedim dikkatle.
“Hayır,” dedi Bren. İkili mecazlar için kullanılan bu eski terimi kimlerin bildiğini görmek için odaya göz gezdirdi. “Bu akıl kutusu gibi bir şey değil Avice.” Kafasına, kendi akıl kutusuna hafifçe vurdu. “Bu daha dolambaçsız bir şey. Gerçeğin ta kendisi sadece.”
29 Haziran 2020 Pazartesi
Bir Şeyler Biter...
Burası bana çok şey kattı, inkar edemem. Eğer bugün 3 basılı kitabı olan bir yazar, kendi çapında tanınmış bir çevirmensem bunu Kayıp Rıhtım'a borçluyum. Foruma uğramaya devam edebilirim. Yazmak için söz verdiğim birkaç inceleme de var. Ama artık ayrılık zamanı.
Başta kurucusu Hakan Tunç olmak üzere orada tanıdığım, hayatıma renk katan herkese teşekkürler.
Kim, neden, nasıl?
Başlıca Çevirilerim
- Toz Gibi Yıldızlar – Isaac Asimov
- Uzay Akımları - Isaac Asimov
- Gökteki Çakıl Taşı - Isaac Asimov
- Kan, Ter ve Pikseller - Jason Scheirer
- Witcher Evreni – Dark Horse
- Geliş – Ted Chiang
- 2312 – Kim Stanley Robinson
- Kara Prizma – Brent Weeks
- Ejderha Yolu - Daniel Abraham
- Ender’in Oyunu – Orson Scott Card
- Vardiya – Hugh Howey
- Gölge Oyunu – Ray Bradbury Derlemesi
Bazı Düzeltilerim
- Elçilik Kenti - China Mieville
- Locke Lamora’nın Yalanları – Scott Lynch
- Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler – Scott Lynch
- Hırsızlar Cumhuriyeti – Scott Lynch
- Silo – Hugh Howey
- Toz – Hugh Howey
- Dresden Dosyaları 4 – Jim Butcher
- Mongoliad Üçlemesi – Neal Stephenson
Tozlu Raflardakiler
Kategoriler
- Anı (154)
- Bilim-Kurgu (7)
- Blog Dergisi (2)
- BU Yayınları (11)
- Çeviri (57)
- Çizgi-roman (11)
- e-kitap (1)
- Eleştiri (12)
- Fantastik (31)
- Fas (1)
- Geçmişin Gölgesi (1)
- Gölge (5)
- Hikaye (74)
- İnceleme (63)
- Kayıp Rıhtım (59)
- Kitap (44)
- Kitaplarım (12)
- Konuk Yazar (4)
- Korku-Gerilim (4)
- Mim (13)
- Ne demek? (2)
- Oyun (3)
- Oyungezer (2)
- Pazarolla (8)
- Polisiye (10)
- Radyo (2)
- Röportaj (5)
- Takıntılar (6)
- Tavan arası (2)
- Yemin ve Öç (5)
- Yitik Öyküler (13)
- Yorgun Savaşçı (11)
Yakın Takiptekiler
Takip Ettiklerim
-
Şehir Merdivenleri-14 saat önce
-
Zatanna – Sahneyi Sallıyor5 gün önce
-
-
2025 Güncesi7 ay önce
-
-
10 Kasım 193∞9 ay önce
-
Nat Cassidy "Nestlings"1 yıl önce
-
Gulyabani6 yıl önce
-
Bayan Hulk 😉6 yıl önce
-
Bu Su, David Foster Wallace6 yıl önce
-
-
-
Yazın İlk Yarısında Neler Okudum?11 yıl önce
-
Bakış Açısı12 yıl önce
-
12'den 20. Güne Zıplayış12 yıl önce
-
LADY GAGA'DAN YENİ VİDEO: "APPLAUSE"12 yıl önce
-
Bu Dünürler Size De Tanıdık Gelecek!13 yıl önce
-













