skip to main |
skip to sidebar
Oh, oh, oh...
Buralara yazmayalı bayağı olmuş yahu. Dört ay... Zaman ne kadar da çabuk geçiyor. Önce ortalığı bir adam edeyim müsaadenizle. Şu devrilmiş tahtımı... öhöm... sandalyemi bir kaldırayım hele. Devasa boyutlardaki altın kaplamalı çalışma masamın... Öff, tamam tamam. Küçücük, ahşap ve tahta kurularıyla dolu sehpam! Oldu mu? Tozunu alayım şunun bir. Köşelerdeki örümcek ağlarını da süpürelim güzelce. (Dışarı kardeşim, dışarı! Bana ne kirayı peşin verdiyseniz? Gidin hesabını Örümcek-Adam'dan sorun!) Perdeleri açalım da içerisi biraz güneş alsın. Efendim? Kış güneşi mi? Olsun canım, İzmir'in yazı kışı mı var efenim?
Nerede kalmıştık? Hah! Yazmayalı bayağı olmuş diyordum. Bu zaman zarfında pek çok şey yaşadım, çoğu da tatsız tuzsuz şeylerdi. Anlatmak istemiyorum fazla... Ama şu kadarını söyleyeyim, dört yıldır çalışmakta olduğum işimden ayrıldım. İyi mi oldu, kötü mü orasını Allah bilir lakin bu kısa süre içinde yaşanan gelişmelere bakılırsa durum pek de fena değil gibi. Artık yazarlık işine daha çok vakit ayırabiliyorum mesela. Onun yanı sıra editörlük ve çevirmenlik işlerini de profesyonel olarak yapmaya başladım gibi. Kısacası bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete! Bakalım, hayırlısı Allah'tan...
Bildiğiniz gibi önümüz kitap fuarı. Bendeniz de Allah'tan bir mani olmaz, uçağım rötar yapmaz ya da teröristler tarafından kaçırılmaz veya kafama bir piyano falan düşmezse orada olacağım inşallah. 23-24-25 Kasım tarihlerinde, BU Yayınları standında kitaplarımı imzalayacağım. Evet, kitaplarımı... Yitik Öyküler Kitabı 2 de geliyor çünkü. Henüz kapağı belli olmadığından burada paylaşamıyorum ama hazır olur olmaz o işi de halledeceğim. Merak etmeyin. Vallahi diyorum yahu, ne kızıyorsunuz? Bırakın efendim lütfen o sopaları. İmdat!
Salon 3 - Stand 202 A... Müsait olursanız sizi de bekler, karşılıklı keyifli bir sohbet etmek isterim. Lütfen sopalarınızı girişte bırakın.
Görüşmek üzere...
Kısa hikayelerim ile trajikomik anılarımın buluşma ve kendi aralarında kaynatma noktası...
5 Kasım 2012 Pazartesi
En güzel fuar...
Oh, oh, oh...
Buralara yazmayalı bayağı olmuş yahu. Dört ay... Zaman ne kadar da çabuk geçiyor. Önce ortalığı bir adam edeyim müsaadenizle. Şu devrilmiş tahtımı... öhöm... sandalyemi bir kaldırayım hele. Devasa boyutlardaki altın kaplamalı çalışma masamın... Öff, tamam tamam. Küçücük, ahşap ve tahta kurularıyla dolu sehpam! Oldu mu? Tozunu alayım şunun bir. Köşelerdeki örümcek ağlarını da süpürelim güzelce. (Dışarı kardeşim, dışarı! Bana ne kirayı peşin verdiyseniz? Gidin hesabını Örümcek-Adam'dan sorun!) Perdeleri açalım da içerisi biraz güneş alsın. Efendim? Kış güneşi mi? Olsun canım, İzmir'in yazı kışı mı var efenim?
Nerede kalmıştık? Hah! Yazmayalı bayağı olmuş diyordum. Bu zaman zarfında pek çok şey yaşadım, çoğu da tatsız tuzsuz şeylerdi. Anlatmak istemiyorum fazla... Ama şu kadarını söyleyeyim, dört yıldır çalışmakta olduğum işimden ayrıldım. İyi mi oldu, kötü mü orasını Allah bilir lakin bu kısa süre içinde yaşanan gelişmelere bakılırsa durum pek de fena değil gibi. Artık yazarlık işine daha çok vakit ayırabiliyorum mesela. Onun yanı sıra editörlük ve çevirmenlik işlerini de profesyonel olarak yapmaya başladım gibi. Kısacası bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete! Bakalım, hayırlısı Allah'tan...
Bildiğiniz gibi önümüz kitap fuarı. Bendeniz de Allah'tan bir mani olmaz, uçağım rötar yapmaz ya da teröristler tarafından kaçırılmaz veya kafama bir piyano falan düşmezse orada olacağım inşallah. 23-24-25 Kasım tarihlerinde, BU Yayınları standında kitaplarımı imzalayacağım. Evet, kitaplarımı... Yitik Öyküler Kitabı 2 de geliyor çünkü. Henüz kapağı belli olmadığından burada paylaşamıyorum ama hazır olur olmaz o işi de halledeceğim. Merak etmeyin. Vallahi diyorum yahu, ne kızıyorsunuz? Bırakın efendim lütfen o sopaları. İmdat!
Salon 3 - Stand 202 A... Müsait olursanız sizi de bekler, karşılıklı keyifli bir sohbet etmek isterim. Lütfen sopalarınızı girişte bırakın.
Görüşmek üzere...
Kim, neden, nasıl?
Başlıca Çevirilerim
- Toz Gibi Yıldızlar – Isaac Asimov
- Uzay Akımları - Isaac Asimov
- Gökteki Çakıl Taşı - Isaac Asimov
- Kan, Ter ve Pikseller - Jason Scheirer
- Witcher Evreni – Dark Horse
- Geliş – Ted Chiang
- 2312 – Kim Stanley Robinson
- Kara Prizma – Brent Weeks
- Ejderha Yolu - Daniel Abraham
- Ender’in Oyunu – Orson Scott Card
- Vardiya – Hugh Howey
- Gölge Oyunu – Ray Bradbury Derlemesi
Bazı Düzeltilerim
- Elçilik Kenti - China Mieville
- Locke Lamora’nın Yalanları – Scott Lynch
- Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler – Scott Lynch
- Hırsızlar Cumhuriyeti – Scott Lynch
- Silo – Hugh Howey
- Toz – Hugh Howey
- Dresden Dosyaları 4 – Jim Butcher
- Mongoliad Üçlemesi – Neal Stephenson
Tozlu Raflardakiler
Kategoriler
- Anı (154)
- Bilim-Kurgu (7)
- Blog Dergisi (2)
- BU Yayınları (11)
- Çeviri (55)
- Çizgi-roman (11)
- e-kitap (1)
- Eleştiri (12)
- Fantastik (31)
- Fas (1)
- Geçmişin Gölgesi (1)
- Gölge (5)
- Hikaye (74)
- İnceleme (63)
- Kayıp Rıhtım (59)
- Kitap (44)
- Kitaplarım (12)
- Konuk Yazar (4)
- Korku-Gerilim (4)
- Mim (13)
- Ne demek? (2)
- Oyun (3)
- Oyungezer (2)
- Pazarolla (8)
- Polisiye (10)
- Radyo (2)
- Röportaj (5)
- Takıntılar (6)
- Tavan arası (2)
- Yemin ve Öç (5)
- Yitik Öyküler (13)
- Yorgun Savaşçı (11)
Yakın Takiptekiler
Takip Ettiklerim
-
-
İçinden Seramik Geçen Filmler - Ghost (1990)1 hafta önce
-
Banana Fish 6. Cilt Çıktı2 hafta önce
-
-
2020-2024 Günceleri2 ay önce
-
Gulyabani5 yıl önce
-
Bayan Hulk 😉5 yıl önce
-
Bu Su, David Foster Wallace5 yıl önce
-
-
-
Yürek Yorgunluğu..6 yıl önce
-
-
Yazın İlk Yarısında Neler Okudum?9 yıl önce
-
Bakış Açısı11 yıl önce
-
12'den 20. Güne Zıplayış11 yıl önce
-
LADY GAGA'DAN YENİ VİDEO: "APPLAUSE"11 yıl önce
-
Bu Dünürler Size De Tanıdık Gelecek!12 yıl önce
-
Yasal Uyarı
Bu blogda yazılan yazıların hepsi Telif Hakları Yasası gereğince blog sahibine aittir. Blog sahibinin izini alınmadan alıntı yapmak, kopyalamak, kaynak göstermeden başka bir yerde yayınlamak kesinlikle yasaktır. Anlayışınız ve emeğe gösterdiğiniz saygı için teşekkürler.
9 comments:
Vay vay vay diyerek başlıyorum o zaman bende :) İhsan abi hakikaten uzun süredir yazmıyordun buralara özletmiştin kendini :) (kendisi de blogunu uzun süredir güncellemediğinden yavaşça gözlerini devirir)
Son birkaç ayda yaşadıkların nedir bilmiyorum ama hayırlı olsun. Yitik Öyküler Kitabı 2 de geliyorsa vardır bir hayır. Şimdiden tebrik ediyorum efendim :)
Teşekkürler Gilderoy. Hala buralarda birilerinin olduğunu görmek güzel :) Umarım hayırlı olur dediğin gibi. Görüşmek üzere...
İhsan, 7 Ocak'ta Gülşah Elikbank Pazartesi Söyleşilerinin konuğu olacak. işten de ayrılmışsın. Hadi bu sefer de gelme de göreyim seni.:))
Gelmeyi çok istersim/isterim de tabi :)
Gidemesem de giden birileri olursa muhakkak senden imzalı kitap almalarını isteyecem..hatta bunun için başlarına bela olacam :)
Yeni işin hayırlı olsun merak ediyorduk seni ;sesin soluğun yoktu uzun zamandır..İyi olduğuna sevindik..
Allaha emanetsin MİT :)
@ Avram: Yazarken bunu söyleyeceğin aklıma gelmediyse ne olayım! :) Müsait olursam mutlaka geleceğim abi, hatırlat ama mutlaka. Hafızam zayıftır bu konularda.
@ Pabuç: Ol arkadaşım. Bela da ol, musallat da :) Ama keşke sen de gelebilseydin. Kısmet... Yeni işim 'henüz' olamadı, şimdilik dışarıdan ufak tefek şeyler alıyorum. Ama yine de sağ ol, var ol. Sen de Allah'a emanet ol DBP :)
heyooo:) daha nice kitap fuarların olsun inşallah arkadaşım:)
o tarihlerde inşallah istanbul seyahatim olurda senden imza almak için gelirim fuara:)
furada ya da izmirde görüşmek üzere..
sevgiler:)
Sağ ol canım arkadaşım benim :) İnşallah orada olursun. Her halükarda görüşmek üzere :)
Bir oh oh oh da benden gelsin madem, çok şükür abi! ^^ Yazılarını okumayı nasıl özlemişim anlatamam. Ama zaten eminim ki sen de sırf seni özleyelim diye böyle bir ara verdin ve bu yüzden saat başı yazı göndermedikten sonra seni kolay kolay bırakmayacağız. u_u
Kitabın hayırlı olsun, en yakın zamanda imzalı bir şekilde ele geçirmeyi planlıyorum ben de. Tamam söz veriyorum bu sefer senin emeklerine saygı gösterip hemen bitirmeyeceğim, geçen sefer yüzünde oluşan ifadeyi halen daha hatırlıyorum. :D
Ayrıca umarım İstanbul Kitap Fuarı da senin için güzelliklerle geçer. İçimden bir ses bu fuarda ilginç karşılaşmalar, planlı tesadüfler olacak diyor; hadi hayırlısı. :P
Mektup gibi oldu bu yorum sanırım, kısacası yeniden hoşgeldiin! ^^
Ne? Saat başı yazı mı? :))) İlahi Berre, çok şakacısın. (Şaka di mi? Şakadır şakaaa...)
Çok teşekkür ederim efendim güzel dileklerin ve de mektup sosuna bandırılmış uzun yorumun için. İnşallah bu fuar hepimiz için güzel geçer ;) Ve evet, lütfen ama lütfen "Kitabını 1 saatte okudum!" tarzı cümleleri lugatımızdan çıkaralım. Çok rica ediyorum, acayip rencide oluyorum :)
Saat başı yazı? Şakadır o, şakaaa... :)
Yorum Gönder