5 Mayıs 2013 Pazar

Korkunun Bütün Sesleri - Kitap İnceleme

Bilim-kurgu kitapları bir dönem boyunca ülkemizde oldukça yaygın olsa da şu son zamanlarda iyi örneklerine rastlamak maalesef pek güç. Çünkü çoğu eser artık basılmıyor, aradığınız kitaba ulaşabilmek için de genellikle sahafları talan etmeniz gerekiyor. Özellikle Asimov ve Clarke gibi ustaların vakti zamanında basılmış ama üretimi durdurulmuş kitaplarını bulmak bir hayli zor. 

Korkunun Bütün Sesleri, bilim-kurgu edebiyatının yedi ünlü yazarının birer çalışmasını içeren bir hikâye derlemesi. İçerisinde Isaac Asimov, Robert Heinlein gibi klasik bilim-kurgu ustalarının yanı sıra Harlan Ellison, J.G. Ballard gibi aykırı yazarları da barındırıyor. Böylece farklı tatları ve anlayışları da okuyucuya sunmayı amaçlıyor. Hikâyeleri seçerken türün “rahatsız edici” örneklerini ele almaya dikkat etmiş kitabı derleyenler. Burada rahatsız ediciden kastım kesinlikle kan ve şiddet gibi şeyler değil yalnız; okuru düşündüren, içinde yaşadığımız hayatı ve düzeni sorgulatan eserlerden bahsediyorum. Kısacası kitabın adını hakkeden, gayet yerinde seçimler…

Açılış öykümüz, kitaba adını veren “Korkunun Bütün Sesleri.” Bilim-kurgunun asi çocuğu olarak lanse edilen Harlan Ellison’a ait. Oldukça çarpıcı bir karakterin yine bir o kadar çarpıcı olan hikâyesi anlatılıyor bu öyküde. Aynı zamanda Ellison’ın neden “asi” olarak tanımlandırıldığını görmek, farklı üslubunu tecrübe etmek için güzel bir fırsat sunuyor. Adına yakışır sonuyla oldukça iyi bir hikâye.

Ray Bradbury’nin kaleminden çıkan “Gülümseme” kitaptaki ikinci hikâye. Bradbury’nin her zamanki şiirsel anlatımıyla yazılmış, kıyamet sonrası bir dünyada kaybolan, unutulan sanatsal değerleri konu alıyor. Arka plandaki tema ise her zamanki gibi yine insan psikolojisi. Bu hikâye “Yakma Zevki” adlı derlemede Tebessüm adıyla yer alıyor ayrıca.

James G. Ballard’ın öyküsü olan “Bilinç Eşiğini Atlayan Adam” kitapta en çok sevdiğim iki hikâyeden biri. Tüketim toplumunun had sayfa ulaştığı bir gelecekte olanları konu alan bu kısa hikâye gerek işlenişi, gerek anlatımı gerekse çarpıcı sonuyla kesinlikle favorilerim arasında. Okuduktan sonra Ballard’ın daha fazla eserini arayacak gözleriniz.

“Güç Duygusu” üstat Isaac Asimov’un kaleminden ve keskin zekasından kopup gelen bir başka başarılı hikâye. Asimov, çok basit ama bir o kadar da etkileyici bir konu seçmiş kendisine: matematiği unutan insanlar. Dört işlemin bile bilgisayarlar tarafından yapıldığı bir gelecekte geçen hikâyede çarpma ve bölme üzerine yapılan tartışmalar sizi hem şaşırtıyor hem de güldürüyor. Tahmin edilemeyen fakat feci derecede mantıklı sonuysa hikâyeye olan beğeninizi bir kat daha arttırıyor. Kitaptaki bir diğer favorim.

Stanislav Lem imzalı “Maske,” kitaptaki en uzun ve en geç açılan öykü. Destansı uzunluktaki cümleleri, hikâyelerden çok romanlara özgü durgun anlatımı, bilimkurguyla alakasız görünen konusu ve geç açılan kurgusuyla başlangıçta insanın kafasını karıştırıp hafifçe bunaltan bir yapıya sahip. Ama ilk birkaç sayfayı atlatıp yazarın uzun cümlelerine alıştıktan sonra işin rengi bir anda değişiveriyor ve kendinizi öykünün akışına kaptırmış bir vaziyette buluyorsunuz. Bitirinceye kadar da elinizden bırakamıyorsunuz. Sonu ise buruk bir tat bırakıyor ağızda. Ortalama bir hikâye olduğunu söylemek mümkün.

Ülkemizde daha çok Mezbaha No.5 ile tanınan Kurt Vonnegut Jr. kısa ama etkileyici bir çalışmasıyla yer alıyor bu derlemede. "Harrison Bergeron” adlı bu öykü, insanların her tür şart ve ortamda eşit olmaları için gayret gösteren Sakatlama Dairesi Başkanlığı’nın boyunduruğu altındaki bir aileyi konu alıyor. Kimsenin bir başkasından daha zeki, daha güzel veya herhangi bir şekilde üstün olmaması bizzat bu kurum tarafından garanti altına alınıyor gelecekte geçen öyküde. Fahrenheit 451 tadını yakalayabileceğiniz kısa ama kesinlikle çarpıcı bir çalışma.

Kitaptaki son hikâye, Robert A. Heinlein tarafından kaleme alınan “Dünyanın Yeşil Tepeleri,” belki de kitaptaki tek zayıf halka. Uzayda dolaşan dünyalı kör bir şarkıcının biyografisi şeklinde kaleme alınan öykü diğerlerinin yanında çok sönük kalıyor ve üstada yakışmıyor.

Sonuç olarak genel itibariyle baktığımızda başarılı öykülerden oluşan bir derleme Korkunun Bütün Sesleri. Hikâyelerin hepsinin çarpıcı, rahatsız edici ve düşündüren bir sona sahip olması ayrı bir artı. Bilim-kurguya başlamayı düşünen ya da türe aç olanlar için tavsiye edebileceğim bir derleme.

0 comments:

ShareThis