27 Aralık 2009 Pazar

Banka


İşim gereği bankalarla çok muhatap olurum ben. Hatta şu son bir yılım bankalara giden yolları aşındırmakla geçti desem yalan olmaz. Bankalara ne kadar işimiz düşerse düşsün, ne kadar işimize yararlarsa yarasınlar onları kimse sevmez. Bu büyük bir çoğunlukla beklemeyi sevmememizden kaynaklanıyor sanırsam. Çünkü hangi bankaya giderseniz gidin işleminizi gerçekleştirebilmek için en az on dakika beklemeniz gerekir. O da şanslıysanız. Gece gündüz cebimize gelen kampanya mesajlarının bundaki payı da yadsınamaz elbette. Ya da bu antipati sadece bana özel bir durum, bilemiyorum.

Geçenlerde pek gitmediğim bir bankaya işim düştü. İçeri girip sıra numarası almak için numaratör cihazını aranmaya başladım. Ama görünürlerde böyle bir cihaz yoktu. Bu esnada da güvenlik görevlisi kartal bakışlarını üzerime dikmiş, her hareketimi dikkatlice takip ediyordu. Öyle bir bakıyordu ki kendimi potansiyel bir suçlu gibi hissettim. Neredeyse kendim bile buraya aslında bankayı soymak için geldiğime inanacaktım. Güvenlik görevlisine yanaştım ve “Eee… Şey… Numara alacaktım da…” dedim hafif çekinerek. Adam beni şöyle baştan aşağı bir süzdü. Sonra da bankanın şerifi misali elleri silah kemerinde “Bizde numara yok. Sıraya gir.” dedi ters ters. Bir eliyle de duvar boyunca sıralanmış koltukları işaret ediyordu. “Nasıl yani? Numara yok da ne demek.” dedim kendi kendime ve ilerleyip en sondaki koltuğa oturdum. Yarı şaşkın yarı inanmaz bakışlarla etrafımı gözetlerken gişedeki müşterinin işi bitti ve gişe memurunun “Sıradaki!” diyen sesi duyuldu. Sıranın başındaki kişinin kalkıp gişeye yönelmesiyle birlikte herkes ayağa kalkıp bir yanlarındaki boşalan koltuğa oturdu. Ben de onlara uydum tabi… “Eskiden bu iş böyle mi yapılıyordu yahu?” diye düşünmeden de edemedim. Bir müddet sonra ise bu olay iyice komiğime gitmeye başladı. Her sırası gelen kişi kalktığında hepimiz popomuzu aynı anda kaldırıp bir sonraki koltuğa hop diye bırakıveriyorduk. Sanki “dans eden sandalyeler” oyunu oynuyormuşuz gibi… Hani utanmasam bir “Meksika Dalgalanması” başlatacaktım oracıkta.

***

Bir seferinde internet şifrem kilitlendi. Ne yaptım ne ettiysem de düzeltemedim. Görüştüğüm herkes inatla “Şubenize başvurun.” diyordu. Ben de en yakın şubeye yöneldim mecburen. Nereye başvuracağımı bilemediğimden güvelik görevlisinden yardım alayım dedim. Yalnız kendisi pek bir aksiydi. (Hepsi mi aksi olur kardeşim? Ortak payda falan mı bu acaba?)
“Merhaba” dedim, “İnternet şifremle ilgili…”
“Numara alın ve sıraya girin!” dedi görevli, lafımı bile bitirmemi beklemeden.
“Şey… Ben sadece şif…”
Numara alın ve sıraya girin!” dedi tekrar, oldukça otoriter bir sesle. Ben de bu otorite karşısında büzüşmüş şahsiyet olarak “Pekiiii…” dedim incecik bir sesle ve sıraya geçip beklemeye başladım. Yalnız elimdeki numara bir türlü gelmek bilmiyordu. Hayır, bırakın gelmeyi yanan numaraların elimdeki sayıyla hiç alakası yoktu. Atıyorum, benimki 100 ile başlayan bir numara ise yanan numaralar ya 800’lü, ya 400’lü ya da 900’lü şeylerdi. Abartısız en az 45 dakika bekledim orada. “Ya ben başka bir bankanın numarasını mı aldım acaba?” diye düşünürken beklenen (ya da beklenmeyen) oldu ve sıra bana geldi. Kendimi sevinçle gişeye atıp derdimi anlattım. Gişedeki kadın “Bu işlem için sıra numarası almanıza gerek yok, şuradaki masaya başvurun.” demez mi? Gel de çıldırma!

***

Başka bir gün başka bir banka… Çok acil halletmem gereken bir iş vardı elimde. Banka da inadına tıklım tıklımdı. Hemen kendime bir sıra numarası aldım ve tabeladaki ile karşılaştı. Önümde abartısız 30 kadar kişi vardı. “Demokraside çareler tükenmez.” deyip elimi çantama attım ve kredi kartımı çıkarıp öncelikli numaralardan bir tane aldım. Ne de olsa kartla alınan sıra daha çabuk geliyordu. Ne olur ne olmaz deyip ilk aldığım numarayı da sakladım ve beklemeye başladım. Ama o sıra bir türlü bana gelmek bilmedi! Ne normal sıra ne de öncelikli numara… Bir saate yakın bir o elimdeki kâğıda bir de bu elimdeki kâğıda bakıp acıklı gözlerle tabelayı seyredip durdum. Sonunda tam ümidi kesmişken o meçhul Ding- Dong! sesi duyuldu ve sıra bendeydi! Hemen ardından ikinci bir Ding- Dong! sesi daha duyuldu ve o da ne? Sıra yine bendeydi! Hem birinci hem de ikinci gişede yanan numaralar benim numaralarımdı. İkisi de aynı anda gelmişti. O anda çılgın kahkahalar atarak bankanın önünde kendini yakan bir ben canlandı gözlerimin önünde…

Bozuk para / Money Trail photo by ian

13 comments:

teecetveli dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
papuç dedi ki...

senin yazılarında tebessüm edeceğimi bilmek güzel :)

Allah sana sıkıntı vermesin arkadaşım ,banka kuyruğundan öte sıkıntı görme...Sağlık ve huzurla kal..

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

offf yaa her yerde aynı sorunlar...
Bende bu olayların benzerlerini yaşadım.:(

Bahaar dedi ki...

evet bankalar tam bi felaket :))

ama son anlattığınız cidden komik :))

mit dedi ki...

@teecetveli: Aman o telefon mesajlarını vs hiç sorma. Gecenin üçünde Bonus Card reklamı gönderilir mi? Bana gönderdiler :) Gerçekten de gözleri dönmüş bunların... Sağol yorum için ;)

@pabuç: Teşekkürler :) Tebessüm ettirmezsem kendimi rahat hissedemiyorum :) Amin, cümlemize arkadaşım. Sen de huzurla kal.

@içimden geldiği gibi: Maalesef öyle... Böyle durumlarda sıkılmamak için olayın komik tarafını görmek gerek. Tavsiye ederim ;) Yalnız kendi kendinize kıkırdamaya başladığınızda etraftakilerin size bakış açısı pek iyi olmuyor ona göre :)

@Bahaar: Sağol arkadaşım, gülümsetebildiysem ne mutlu bana :)

SİHİRLİSEPET dedi ki...

ben de her ay bir bankanın bir şubesine kredi kartı borcumu ödemeye gidiyorum.tabi şubenin girişinde dünya kadar merdiven var.bende şubenin önüne kadar gidiyorum.güvenlik görevlisi genelde içerde oluyor.işaret ediyorum geliyor.parayı ve kartı veriyorum sağolsun yatırıp getiriyor...sıra falanda beklemiyorum...bazen kendimi göstermek için türlü şaklabanlıklar yapsamda yolun ortasında idere ediyoruz :)))

mit dedi ki...

hehehe :) Bazı güvenlik görevlileri hakikaten de iyi oluyor. Sıkıntıdan kendini topluma yardıma falan adıyorlar herhalde :) Tabii bu banka benden sorulur modunda dolaşanlar da var, orası ayrı...

Yılmaz Barış dedi ki...

en yaygın olaylardan biri şu güvenlik görevlisinden yardım istemedir..

ben bankada güvenlik görevlisi olsam müdürden yardım isteyen kişi başına prim isterdim... :)

mit dedi ki...

İyi ki değilsiniz o zaman :) Bankaya giderken yaptığımız hesaplamalara bir de güvenlik kalemini eklememiz gerekirdi :)

Kapıyı açmak 1 TL
Soru cevaplamak 5 TL
Numara almaya yardımcı olmak 2 TL :)

bi dost dedi ki...

ilk anıdaki durum cidden komikmiş:)) öyle hayal edince.. :D

ikincisinde de numara al diyen canavarın karşısındaki halini düşününce, üzüldüm yahu :D

mit dedi ki...

Hayal edince daha güzel oluyor değil mi? :) Amacımda o zaten yazarken. Gözünüzde canlandırabilmeniz. Teşekkürler ;)

zeynep dedi ki...

Sen çokk yaşa emiii.....Bizim milletimiz hep mi böyle acep güvenlik görevlileri kendilerini bulundukların yerin sahibi falan sanıyorlar....Görev aşkı bu olsa gerek...(^_^)

mit dedi ki...

Görev aşkı :) Güzel bir tanımlama olmuş :)) Ama haklarını yememek lazım, içlerinde işlerini gerçekten çok iyi yapan, kıymetli insanlar da var. Bu biraz da insanın karakteri ile alakalı sanırım. Sevgiler...

ShareThis