24 Mayıs 2010 Pazartesi

Görülmeye değerdi

Bir sabah işe doğru giderken yolumun üzerinde benimle aynı istikamete giden bir tanıdığıma rastladım. Çalıştığımız bankada gişe görevlisi olarak çalışıyor kendisi ve ne zaman para yatırma vb. bir işlemim olsa istisnasız olarak ona denk gelirim. Karşıdan karşıya geçebilmek için kaldırım kenarında durmuş bekliyordu. Hemen yanına yanaştım ve “Günaydın.” dedim neşeli bir sesle. O da beni görünce gülümsedi ve “Günaydın, ne haber?” dedi. “İyiyim, para yatıracaktım da...” dedim muzip bir şekilde. Yüzündeki şaşkınlık ifadesi ve o bir anlık afallaması ardından gelen kahkaha görülmeye değerdi.

***

Seneler önce… Gazetelerin kupon çılgınlığının had safhada olduğu yıllar… Bir bayram namazı sonrası her zamanki gibi rahmetli dedemin evinde toplamıştık. Babaannemin elini öpmek için kuzenim Cihat’la birlikte hızla mutfağa daldık. Bir güzel bayramlaşıp, ikram edilen çikolataları mideye indirirken babaannem “Anlatın bakalııııım, hoca ne anlattıııı?” diye sordu. Huyu kurusun, son kelimeleri hep uzatarak konuşur tonton babaannem. Cihat “Kupon çılgınlığından falan bahsetti.” diye cevapladı. “Yaaa?” dedi babaannem oldukça meraklanmış bir şekilde. “Ne dedi pekiiii? Anlatın bakayım biraaaaz.” diye sordu ardından. Cihat ise hiç istifini bozmadan şöyle dedi; “Kaçıncı kuponda kaldığımızı sordu. O birkaç tanesini kaçırmış da…” Babaannemin yüzündeki şaşkın ifade ve sonrasında hep birlikte attığımız şen kahkahalar görülmeye değerdi.

***

Askerliğimi yazıcı olarak yaptığımdan daha önce bahsetmiştim. Bizim yazıhanede 3 asker ve bir sivil memur olmak üzere toplamda 4 kişi çalışırdık (ÖSS sorusu gibi bir cümle oldu bu da yahu!). Sivil memur abimizin ismi Yücel idi ve sizden iyi olmasın çok severdim kendisini. Askerliğimin ortalarına doğru Yücel abinin eşi doğum yaptı ve bir oğlu oldu. Sevinçten havalara uçuyordu. Doğum izni ile yıllık iznini birleştirip tatile gitti, kendi işlerini de benim üstüme yıktı sağ olsun. Geldiğinde yanında bir sürü fotoğraf da getirmişti. Bunlardan bir tanesini tarayıp onun bilgisayarına attık ve arka plan resmi olarak ayarladık. Fotoğrafta ufaklık bir elini ağzına götürmüş, yamuk bir ağızla kıkır kıkır gülüyordu. “Şuna bak! Sanki sarhoş olmuş kerata!” dedi Yücel abi gülerek. Aslında içki ile hiç alakası olmayan, böyle şeylerden hoşlanmayan biridir kendisi. Onun bu lafı söylemesi ile benim aklımda bir ampul parladı. Gece herkes gittikten sonra gizlice yazıhaneye gittim ve Photoshop ile ufaklığın eline bir şişe tutuşturuverdim. Sonra da bilgisayardaki resmi bununla değiştirdim. Yücel abi sabah gelip de o fotoğrafı orada görünce onu görmeliydiniz. “B-Bu- Bu ne?” diye kekelediğini ve gözlerini kırpıştırarak etrafına bakındığını hatırlıyorum. Kesinlikle görülmeye değer bir andı.

***

Yine bir işe gidiş macerası… Evden çıkmam gereken saatten 5 dakika geç çıkmış ve koştura koştura durağa gidiyordum. Otobüse ilk duraktan biniyordum ve büyük bir ihtimalle de 8:00 aracını kaçırmıştım. “Neyse… Kaçırdıysam sahilden binerim. Birkaç dakika daha gecikirim ama yapacak bir şey yok.” Dedim kendi kendime. Soluk soluğa köşeyi döndüm ve sevinçle otobüsün hâla durakta olduğunu gördüm. Son bir depara kalkarak koşmaya başladım ve kendimi alelacele otobüsün kapısından içeri attım. Paldır küldür otobüse binince şoför bana ters ters baktı ama aldırmadım. Kendi kendime “Oh be, yetiştim.” diyerek kartımı bastım ve… Ve o anda şoförün niye öyle baktığını anladım. Çünkü otobüs benim haricimde bomboştu. Bu 8:00 otobüsü değildi, 8:30 otobüsüydü. Ve ben 30 dakika bu otobüsün içinde beklemek zorundaydım. Eminim o anda yüzümde oluşan ifade de görülmeye değerdi.

***

Geçtiğimiz günlerde yolda ak sakallı, ihtiyar bir dede ile karşılaştım. Bir taraftan bastonunun da yardımıyla ağır ağır yürüyor bir taraftan da dalgın, belki de biraz mahzun bakışlarla etrafına bakınıyordu. Yüzünde sanki eskiye duyulan derin bir özlem ifadesi vardı. Kim bilir, belki de orada geçen gençlik yıllarını ve şu anda hayatta olmayan dostlarını anıyordu sessizce. Bir an için göz göze geldik. Nedendir bilinmez, adamın yalnızlığı içime dokundu ve başımı hafifçe eğerek bir gülümseme eşliğinde selam verdim kendisine. Adam bunu beklemiyor olacaktı ki ufak bir şaşkınlık geçirdi. Ardından kocaman bir gülümseme ile selamıma karşılık vererek “Sağol evladım.” dedi. Yüzündeki o tatlı gülümseme görülmeye değerdi.

Surprised girl by SamtriX

11 comments:

pabuç dedi ki...

Hem esprili hem de duygusal bir mit var yazıda...Güzel güzel..Fena bi yazı olmamış ..Çok daha iyi olacak :P

Şaka bir yana (diğer şaka cümlelerinin başlangıcı başlıyor) 8:30 otobüsünde ki surat ifadeni görmeyi çok isterdim..Ne gülerdim ama ;))))))))))

Arkadaşınızın bebeğine yapılan foto şakası da zekice ve çok hoş ..çok beğendim :)

Güzel bir haftaya başlangıç yapın inşaAllah blog sahibi ..Saygılar...

ramazan dedi ki...

Bu yazı da okunmaya değer bir yazı olmuş Elinize sağlık.

mit dedi ki...

@ Pabuç: Teşekkürler arkadaşım :) Yorumlarınla birlikte hiç eksik olmazsın inşallah. Sana da hayırlı haftalar dilerim. Sevgiler.

@ Ramazan: Teşekkür ederim Ramazan Bey. Sizden bu övgüyü duymak beni çok mutlu etti. Hayırlı haftalar...

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

hepsi değer değmesine de
son yazı, özellikle son yazı
artık herkes birbirinden esirger oldu bir selamı...

mit dedi ki...

@ Aynur: Maalesef öyle. Devir değiştikçe insanlar da birbirlerine yabancılaşmaya, herkesten çekinir olmaya başladı. Yazık...

Roselyn dedi ki...

Çok güzel olmuş yazı =)
eminim görülmeye değerdiler =)

mit dedi ki...

Teşekkür ederim, beğenmene çok sevindim :)

SİHİRLİSEPET dedi ki...

ben en çok bebişin eline şişe tutuşturma olayını sevdim :) seni hain arkadaş seni :) adamcağız Allah bilir ne hale gelmiştir ;)

mit dedi ki...

Pek de iyi değildi o anki ruh hali :) dedim ya mutahassıp bir aileden geliyor. İçkiymiş şuymuş buymuş arası yoktur öyle şeylerle. Hoş benim de hiç yok ama muzurluk değil mi? :)

Aradan 5 yıl gibi bir zaman geçti ama hala görüşürüz kendisiyle. Oğlunu sormak istediğim zaman "Senin ayyaş ne alemde?" diyorum kıkır kıkır gülüyor. "Ne yapsın, içmeye devam." diyor o da. Onu da kendime benzettim :)

NzN dedi ki...

Ben babaaanne hikayelerine bayılıyorum :))
Ben sadece anaaanemi ( o da cicoş 80 yaşındayken ve hastayken) görebildiğim için hep komik ve sıcacık gelmiştir bana bu anane-babane hikayeleri ....


Sevgiler.

mit dedi ki...

Babaanneler ve anneanneler bir tanedir. Dedelerin yeri de ayrıdır hani :) Vakit ayırıp okuduğunuz ve yorumunuzu eksik etmediğiniz için teşekkürler.