Kız kardeşimin eşi ( VI. Ali Paşa ) çok eskiden bir koşu bandı almıştı kendine. Şişman falan olduğundan değil efendim, tamamen spora olan müthiş saygı ve sevgisinden dolayı. Kendisine şişman diyenlerin üzerine oturup onları ortadan kaldırdığı sadece bir mübalağa olup midesinin etrafındaki şişkinliğin de sadece çok gelişmiş bir kas yığını olduğu kafasına balyozla vurulan bir hekim tarafından onaylanmıştır.
Her neyse, geçtiğimiz günlerde artık koşu bandına ihtiyacı kalmayan Ali, meşhur alım-satım sitelerinden birine girmiş ve aleti şatışa koymuş. O akşam da yemeğe bize davetlilerdi. Hep beraber oturduk, bir güzel yemeğimizi yedik. Yemeğin ardından da sofra başı muhabbetlerimiz başladı. Biz konuşurken haberleri kaçırmak istemeyen babam ise oturma odasına geçmişti. Sohbet sohbeti açarken laf döndü dolaştı koşu bandına geldi.
"Ben onu satıyorum ya." dedi Ali.
"Ya? Gerçekten mi?" diye sordu annem.
"Evet, bugün internette satışa koydum. Hatta talibi bile var." dedi Ali. "Fotoğrafını göstereyim isterseniz." diye ekledi ardından.
Olur dedik, kalktık hep beraber oturma odasına geçtik. Ali bilgisayarın başına oturdu, ben, kız kardeşim ve annem ise hemen onun arkasındaydık. Bizi böyle gören babam meraklandı tabi. Nasıl meraklanmasın ki? Dört kişi birden heyecanlı adımlarla odaya girmiş, hevesli bir şekilde sırıtarak bilgisayara bakıyorduk.
"Ne oldu?" diye sordu babam. "Bir şey mi oldu yoksa?"
"Hayır, yok bir şey." dedi bakışları ekrana sabitlenmiş olan annem.
"Neye bakıyorsunuz peki?" diye sordu babam.
"Koşu bandının resimlerine bakıyoruz." diye yanıtladı annem, dalgın bir sesle.
Babamın verdiği cevap hepimizi gülmekten yerlere yatırmaya yetti de arttı bile...
"Ne? Kuşum Aydın'ın resimlerine mi bakıyorsunuz?"
skip to main |
skip to sidebar
Kısa hikayelerim ile trajikomik anılarımın buluşma ve kendi aralarında kaynatma noktası...
13 Temmuz 2011 Çarşamba
Kim, neden, nasıl?
Başlıca Çevirilerim
- Toz Gibi Yıldızlar – Isaac Asimov
- Uzay Akımları - Isaac Asimov
- Gökteki Çakıl Taşı - Isaac Asimov
- Kan, Ter ve Pikseller - Jason Scheirer
- Witcher Evreni – Dark Horse
- Geliş – Ted Chiang
- 2312 – Kim Stanley Robinson
- Kara Prizma – Brent Weeks
- Ejderha Yolu - Daniel Abraham
- Ender’in Oyunu – Orson Scott Card
- Vardiya – Hugh Howey
- Gölge Oyunu – Ray Bradbury Derlemesi
Bazı Düzeltilerim
- Elçilik Kenti - China Mieville
- Locke Lamora’nın Yalanları – Scott Lynch
- Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler – Scott Lynch
- Hırsızlar Cumhuriyeti – Scott Lynch
- Silo – Hugh Howey
- Toz – Hugh Howey
- Dresden Dosyaları 4 – Jim Butcher
- Mongoliad Üçlemesi – Neal Stephenson
Tozlu Raflardakiler
-
▼
2011
(59)
-
▼
Temmuz
(13)
- Gösteri sanatının sınırlarında...
- Çocuklar ölmesin
- Dresden Dosyaları - Kitap inceleme
- Kusursuz Plan
- Bir Akbil macerası
- Seçkide İkinci Yıl !
- Aradığınız kişi şu anda güneşleniyor
- Koşu bandı
- Zaman tozutan sokaklar
- Biz bunu istiyoruz: The Kingkiller Chronicle
- Dünya küçük mü demiştim?
- Bol Bel geliyor!
- Kehanet ( Bölüm 5 ) -Son-
-
▼
Temmuz
(13)
Kategoriler
- Anı (154)
- Bilim-Kurgu (7)
- Blog Dergisi (2)
- BU Yayınları (11)
- Çeviri (55)
- Çizgi-roman (11)
- e-kitap (1)
- Eleştiri (12)
- Fantastik (31)
- Fas (1)
- Geçmişin Gölgesi (1)
- Gölge (5)
- Hikaye (74)
- İnceleme (63)
- Kayıp Rıhtım (59)
- Kitap (44)
- Kitaplarım (12)
- Konuk Yazar (4)
- Korku-Gerilim (4)
- Mim (13)
- Ne demek? (2)
- Oyun (3)
- Oyungezer (2)
- Pazarolla (8)
- Polisiye (10)
- Radyo (2)
- Röportaj (5)
- Takıntılar (6)
- Tavan arası (2)
- Yemin ve Öç (5)
- Yitik Öyküler (13)
- Yorgun Savaşçı (11)
Yakın Takiptekiler
Takip Ettiklerim
-
-
İçinden Seramik Geçen Filmler - Ghost (1990)1 hafta önce
-
Banana Fish 6. Cilt Çıktı2 hafta önce
-
-
2020-2024 Günceleri2 ay önce
-
Gulyabani5 yıl önce
-
Bayan Hulk 😉5 yıl önce
-
Bu Su, David Foster Wallace5 yıl önce
-
-
-
Yürek Yorgunluğu..6 yıl önce
-
-
Yazın İlk Yarısında Neler Okudum?9 yıl önce
-
Bakış Açısı11 yıl önce
-
12'den 20. Güne Zıplayış11 yıl önce
-
LADY GAGA'DAN YENİ VİDEO: "APPLAUSE"11 yıl önce
-
Bu Dünürler Size De Tanıdık Gelecek!12 yıl önce
-
Yasal Uyarı
Bu blogda yazılan yazıların hepsi Telif Hakları Yasası gereğince blog sahibine aittir. Blog sahibinin izini alınmadan alıntı yapmak, kopyalamak, kaynak göstermeden başka bir yerde yayınlamak kesinlikle yasaktır. Anlayışınız ve emeğe gösterdiğiniz saygı için teşekkürler.
7 comments:
Demek ki neymiş; kişideki espri kabiliyeti aileden geliyormuş :)Ailenize selamlar ve dualar sayın blog sahibi ..Allah neşenizi bol eylesin ..sizlerde bu espiriler var olduğu sürece gülmek sizden uzak olmaz kanımca....
Espri kabiliyeti değil de uydurma yeteneği diyelim biz şuna. Sağır duymaz uydurur hesabı ;)
Ben de senin ailene selamlar gönderiyorum arkadaşım. Ömrünüz neşe ve huzur dolsun.
Evet, yazınızı okuduktan sonra bir an düşündüm: Acaba koşu bandına mı bakmaya tercih ederdim yoksa Kuşum Aydın'a mı? Sanırım bu konuda uzun süre düşünmem gerekmeyecek :)
Hem sizin aileyi güldürdüğü hemde bizleri güldürdüğü için babanıza çok teşekkür ediyorum :)
olur böyle yanlış anlamalar, Türk milleti kahkayı basar :)))
@ berre: Bence de fazla düşünmemekte fayda var. Akıl ve ruh sağlığın için zararları olabilir :) Babam da sana teşekkür ediyormuş. Bu arada bana da saygılarını(!) iletmeyi ihmal etmedi :P
@ S.Torba: Hahaha, güzel yorum :) O değil de şimdi millet Kuşum Aydın'ı arattıkça Google amca onları bu yazıya yönlendirecek. Ben ona yanıyorum :)
Sabah sabah güldürdün beni. :D
Güne gülerek devam etmeniz dileklerimle :)
Yorum Gönder