26 Şubat 2009 Perşembe

3'lük Şizofreni...

Sovalye kurak bir bolgede tek basina agir adimlarla yuruyordu. Nereye gittiginden pek emin degildi, umurunda da degildi zaten. Artik hic birsey umurunda degildi. Uzgundu, nasil uzgun olmasindi ki? Ulkesinden surgun edilmisti, sevdigi insanlardan uzaklastirilmisti. Hemde tum o yaptiklarina ragmen. Prensesin cam ayakkabisini bulmustu, mutluluk iksirini bulmak icin nice diyarlar dolasmisti, kralligina sonuna kadar bagli kalmis gerektiginde savasmiti. Ama iste bitmisti. Bir hata yapmisti cunku, yapmamasi gereken bir hata. Gecmisinden ders cikarip tekrarlamamasi gereken ve affedilmeyen bir hata. “Boyle birseyin cezasi bu kadar agir olmamali diye dusuneceksin ama bunu bir ceza olarak gormemelisin, bu sadece olmasi gereken” demislerdi ona ayrilirken. Sovalye bundan agir bir ceza dusunemiyordu oysa, olum bile bundan iyiydi onun icin. “Keske bunlari yasayacagima olseydim” diye gecirdi icinden. Artik sovalye olmak istemiyordu. Yavas yavas zirhinin parcalarini cikarmaya ve bir bir yere birakmaya basladi yurumeye devam ederken. “Umudunu asla yitirme” demisti aylar once tanistigi bilge kisi ona, ama onun umudu kalmamisti artik. Umut edecek birseyi yoktu cunku. Umut etmeye cesareti de... “Bunu haketmedim” dedi kendi kendine, bilinmeyen bir istikamete dogru yurumeye devam etti.


*********************************************



Yorgun savasci okudugu kitabi kapatti. Konak’a dogru giden bir vapurdaydi. Kitabin kapagindaki “Sovalyenin Yolculugu” ismine bakti dalgin dalgin. “Sovalyeligin budalaliktan baska birsey olmadigini biliyordum zaten” dedi kendi kendine. Sovalyeyi kendine yakin bulmustu yine de. Biraz kendine benzetmisti onu, sovalye icin uzulmustu hatta. Yasadiklari olaylar birbirine benziyordu ne de olsa. Vapur iskeleye yanasir yanasmaz indi, pasaport tarafina dogru yurumeye basladi yavas yavas. Bos bir bank takildi gozune. Gormezden geldi, bakmamaya calisti. Banklara oturmak icini rahatlatmiyordu bu aralar. O da kayiplar vermisti bu aralar. Yalnizligini paylasabilen birkac kisiden birini kaybetmisti. Bir dostunun kalbini kirmis, guvenini sarsmisti. Hemde aptalca bir hayal ugruna... Gercekler gozunun onundeydi ama o kendini hayaline oylesine kaptirmisti ki goremedi onlari. Hic birsey eskisi gibi olmayacakti, bunu biliyordu. Ve iste yine tek basinaydi. Adini “yorgun savasci” yerine “yalniz kurt” olarak degistirme fikriyle biraz eglendi. Bos bir bank daha cikti onune, adimlarini hizlandirip bu banki da gecti. “Bunu hakettim” dedi kendi kendine, bilinen bir istikamete dogru yurumeye devam etti.

*********************************************


Ihsan okudugu kitabi kapatti. Her zamanki gibi havalimanindaydi. Kitabin kapagindaki “Yorgun Savascinin Guncesi” ismine bakti dalgin dalgin. Savasciyi kendine yakin bulmustu, ne de olsa o da kayiplar vermisti bu aralar... Ne hakettim dedi ne de etmedim. Bunlari dusunmeyecegine soz vermisti, sozunu tutacakti. Bilinmeyen bir istikamete dogru dalgin dalgin bakmaya devam etti.

İzmir Saat Kulesi / Izmir Clock Tower photo by MaxiTurkey

7 Ocak 2007

0 comments:

ShareThis