30 Nisan 2010 Cuma

Enayi miyim ben!?

Sanırım geçen seneydi. Güzel bir Pazar akşamı arkadaşlarla buluşmak için Alsancak’a gidiyordum. Maksat muhabbet etmek, günlük hayatın sıkıntılarını bir nebze de olsa hafifletmek… Neyse efendim, kaptım çantamı çıktım yola. Tam otobüs durağına gidecekken birden Kent Kartımın (Akbil’in İzmir versiyonu) boş olduğu geldi aklıma. Yönümü değiştirip rotamı yakınımızdaki büfeye çevirdim. Oraya vardığımda bir de ne göreyim? Adam, günlerden Pazar olduğu için erkenden kapatıp gitmiş. “Hayda, ne olacak şimdi?” diye sordum kendi kendime. En yakın Kent Kart yükleme noktası Göztepe’de, yani gitmem gereken istikametin tam aksi yönündeydi çünkü. Ve nereden baksanız bir 5 dakika yürümem gerekecekti. O zamanlarda da Kent Kart ile binişlerde ücret 1,50 lira, kartsız binişlerde ise 3,00 liraydı. “Ben 3 lira falan vermem kardeşim, enayi miyim ben? Biraz geç giderim ama Kent Kartımı doldurup öyle giderim!” diye söylendim kendi kendime. İndim Mithatpaşa Caddesine, başladım Göztepe tarafına doğru yürümeye.

Hızlı adımlarla yarı yürüyerek yarı koşarak yükleme noktasına vardım. Vardım varmasına ama orada beni bekleyen başka bir sürpriz vardı. Orası da kapalıydı! Ne yapacağımı bilemez vaziyette hemen onun yanındaki dükkana girdim ve Küçük Emrah misali “Kent Kartım boş benim abi! Zaten Kent Kartım hiç dolu olmadı abi. Yok mu buralarda yükleyecek başka bir yer abi?” diye sordum içerideki adama.
“Var. Yalnız bir durak ileri yürümen lazım. Ve bana baba falan da diyemezsin!” diye cevapladı adam. Son cümleyi ben uydurmuş olabilirim, emin değilim. Adamın gösterdiği yön yine Göztepe tarafı yani yine gitmem gereken istikametin tamamen aksi yönüydü. Saatime baktım, buluşmaya 10 dakika geç kalmıştım bile. “Ben otobüse 3 lira falan veremem, kartımı doldurur öyle giderim. Enayi miyim ben?” dedim yine kendi kendime ve tekrar başladım yürümeye. 10 dakika kadar sonra adamın tarif ettiği yerdeydim ama beni karşılayan yine kapı duvardı. Kapalıydı! Artık buluşmaya bayağı bir gecikmiştim ve ümidimi kaybetmiştim. Çıktım sahile, ilk gelen otobüse atladım. 3 lirayı da paşa paşa ödedim tabii… Buluşma yerine vardığımda arkadaşlardan yediğim fırçalar ve sitem dolu bakışlar da cabası.

Ama olay burada kapansa iyi! Bir de bunun eve dönüşü var. Ben ne bileyim Pazar günü Alsancak’taki her Kent Kart bayiinin kapatacağını, açık olanların da kredilerinin tükenmiş olacağını? 1 saate yakın bütün bayileri, marketleri vs dolaşmama rağmen bir türlü kartımı yükleyemedim. Dönüşte 3 lira daha verdim otobüse… Böylelikle o gün 2 liraya yapacağım seyahati 6 liraya tamamlamış oldum. Taban tepmekten dolayı ayaklarıma inen karasular da yanıma kar kaldı üstelik. Soruyorum şimdi size, enayi miyim ben?

19 comments:

bi dost dedi ki...

kartlı binişlerde ücret 1,50 ise nasıl 2 lira ile tamamlıyorsun? :))

pabuç dedi ki...

Yok ya ne enayisi o nasıl laf ...
Sen sadece 3 tl vermemek için azıcık sürünmüş bir garip Emrahvari bir vatandaşsın :)

Sıkma canını bir daha verirsin 3 tl yi düşmezsin bu hallere ;))))Sen misin inatlık yapan mit mi yaman Kent kart yükleme merkezimi yaman ;)

SAygılarrrrrr Emrahhh :))

mit dedi ki...

@ bidost: 1,5 mu yazmışım? Bakiiim, evet öyle yazmışım :) 1,10 olacak o. Çok incelemeyin canım sizde :)

@ DBP: Emrah mı? Hmmm... Enayi kelimesi birdenbire daha bir sıcak, daha bir sempatik göründü gözüme :)

bahar gelsin-HANDAN GÜLER dedi ki...

sağol arkadaşım geçen izmirden gelirken annemin kent kartını kardeşim istanbula babamın kartını ben ankaray getirmişim nasipse bugün istanbulda buluşacağız bavuluma koyayım kartı:)) iyi hatırlattın:))

mit dedi ki...

Tam zamanında yazmışım desene :) İyi yolculuklar şimdiden, herkese selamlar.

vildan dedi ki...

"Ben enayi miyim?" diyen birine, "aman efendim, estağfurullah" derler bizim köyde:)

mit dedi ki...

Bizim köyde de "estağfurullah" demek "evet, aynen öylesin." demektir derler :)

vildan dedi ki...

Sanıyorum Mit, Allah bu halinizi düzeltsin gibi bir dua estağfurullah:))
Yani "Ben enayi miyim?" diyen birine, "Aman efendim, Allah bu halinizi düzeltsin tez zamanda!" deniyor anlaşılacağı üzere:))

SİHİRLİSEPET dedi ki...

estağfurulah abi, olur mu hiç öyle şey abi :) Mit valla zihnimde Emrah ın replikleri canlandı.acayip güldüm yine...sen çok yaşa emi :)))

mit dedi ki...

Size baba diyebilir miyim abla :) Sen de çok yaşa arkadaşım.

kamikaze dedi ki...

ne diyeceğimi bilemedim birden.yüzümde derin bir tebessüm oluştu:)

mit dedi ki...

Öylesin de, öylesin :) O tebessüm yüzünüzden eksik olmasın efendim.

kamikaze dedi ki...

Sağolll:) yoooo asla demem zorlama:P

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

Mesafeleri düşündüğümde o gün bayağa yol yürümüşsün sen.:))

mit dedi ki...

Evet, maalesef. İzmir etrafında bir tur atmış kadar olmuşumdur herhalde :)

Defansif Matmazel dedi ki...

Bir yazarı tanımak bütün yazılarını okumakla mümkün, sırayla gitmiyorum ancak hepsini okuyacağımı bilmeni isterim. Bir önce okuduğum yazında sabahları çay bayoz keyfin vardı, İzmire birkaç kez gittim, en son gittiğimde bayoz yedim, İzmir'e has dediler(bilmem nekadar doğru)... Sanırım İzmir'den Mit demiştim. Şimdi sanmıyorum çünkü öyle ;)
Gelelim bu yazına. Sevgili Mit yazıdan çıkardığım tek şey
28 yaşındayken ilk defa pazar günü kent kartını kullandığın ;) Pazar günleri pek dışarı çıkmıyorsun sanırım, hıımm dolmuşun geçmediği bir yerde arkadaşlarınla buluşmuşsun galiba :)
?? İzmirdeki halk otobüslerinde cep telefonu çalan vatandaşların şöför tarafından otobüsten atıldığı doğru mu :D Bunu bir İzmir'liden duymuştum, başka bir izmir'liye de hep sormak istemişimdir :)
*Normal değilim, normal yorum beklemek hata olur.

mit dedi ki...

Selamlar :)

Öncelikle bunca zaman sonra bu yazıyı bulup, okuyup, üzerine de üşenmeyip yorum yaptığınız için teşekkürler. Yazılarımın hepsini okuma yönündeki azminizden dolayı da tebrik ederim ayrıca :) Başarırsanız size bolbol boyoz ısmarlarım artık :)

Boyozun İzmir'e has bir yiyecek olduğu doğru. Kahvaltılarımızın vazgeçilmezidir desem abartmış olmam herhalde. Hele bir de sıcak sıcak yenirse... Offf, sormayın gitsin :)

Bu yazıdan çıkarılacak şey şu aslında; Yorgun Savaşçı mit çok talihsiz bir adamdır ve olup olmadık her türlü gariplik itina ile başına gelir :)

Cep telefonu çalanları otobüsten atıyorlar mı bilmiyorum. Ama yaşlı bir kadının kent kartını şoförün yüzüne tuttuğu ve şoförün "Biip!" diye bağırdığı doğru :)

Sevgiler...

Defansif Matmazel dedi ki...

10-14 Mart'ta İzmir'deyim :) Ne hoş tesadüf :) İtinayla kulaklarınız çınlatılır efenim ;)

mit dedi ki...

Hmmm... Ben gidip boyozları fırına vereyim o zaman :) Şimdiden hoş geldiniz ve iyi gezmeler.

ShareThis